|
Necati Cumalı’nın Paris hayatının izlerini taşıyan oyunlarından biri de Aşk Duvarı’dır.Oyun, özellikle “çatı katında oturan şair”in aşkını konu alması ile Zorla İspanyol oyunuyla benzerlik gösterir. ÖZ VE BİÇİM Üçer tabloluk iki perde hâlinde düzenlenen oyunda, aşk duvarını, kıskançlık ve acıyla aşmaya çalışan insanların münasebeti sergilenir.Bir Türk erkeğinin Paris’te yabancı kadınlarla yaşadığı aşk sergilenirken, yabancı bir insanın, aşk şehri olan Paris’te yalnızlıktan kurtulma çabası da serimlenir.Evrensel tema “aşk”tır.Paris’te kadın-erkek ilişkilerini yönlendiren hızlı ruh değişikliği de sergilenir.
Oyunun başında esas kişi olan Ali, birini beklediğini hissettirici tarzda hazırlıklar yapar.Bu telâşlı hazırlığı merak eden arkadaşı Sedat’la konuşurken, buluşacağı kızla ilgili bilgiler verir.Ali ile Colette tiyatroda tanışmış arkadaş olmuşlardır.Kızla aralarında duygusal bir yakınlık doğmuştur. Colette, on beş gün önce erkek arkadaşı Piere’den ayrılmış, Ali’ye gelmeden önce Piere ile son kez görüşerek ilişkisini bitirmiştir.Amacı Ali ile dürüst bir arkadaşlık ve aşk yaşamaktır.Bu esnada Ali’yi bir kadın telefonla arar.O da Ali’nin on gün boyunca görüşmediği Michele’dir.Colette, kıskanır.Hem Ali hem de Colette önceki ilişkilerini birbirleriyle rahat bir şekilde konuşurlar, tartışırlar.Colette hiç yok yere bırakıp gitmek ister. Ali izin vermez.Colette gitme düşüncesinde samimi olmadığından kalır. Birlikteliklerinin sabahında Ali’nin kayıtsızlığı Colette’i derinden sarsar.Colette, Ali’ye “Aşk duvarını aşamadıklarını” söyler.Tartışırlar, yine birbirlerine kırıcı sözler sarfederler.Colette, kırgınlığının asıl sebebini açıklar, Önceki arkadaşı güvenini sarsmıştır, bu sebeple başkalarına da güven duymamaktadır.Bir gecelik beraberlikten sonra birbirlerine karşı kırıcıdırlar.Colette, Ali’ye kendisini aramamasını söyler ve ayrılır.Ali Sedat’la konuşurken Colette’i ne kadar sevdiğini anlatır. Colette gittikten sonra Ali’nin Amerikalı kız arkadaşı Michele gelir. Ali Michele ile aşk dolu saatler geçirir.Colette’in yerini Michele almış gibidir.Ali, yine de durgundur.Onun durgunluğu, duvarda değişik resimlerin asılı olması, çiçekler, birini bekler gibi yapılmış olan hazırlık Michele’nin dikkatini çeker.Ali önce bu değişikliği inkar etmeyi tercih eder.Michele ile Ali tartışmaya başlar.Hırçınlıklar, kavgaya varan sonradan barışla noktalanan tartışmalar olur.Ali, kısmen bir başka kadının varlığın söyler. Ali ile Michele’nin dostluğu, arkadaşlığı, aşk ve sevgi konusundaki konuşmaları sergilenir.Michele, Ali’yle Colette’nin birlikteliğini öğrenir, o doğrultuda konuşurlar. Ayrıca memleket özlemlerini de dile getirirler.Oyunun sonuna doğru Colette’in gelmesi üzerine Michele ile Colette karşılaşır.Her ikisi de şaşkınlık içindedir. Bu sırada Ali gelir Colette’i görünce heyecanlanır.Biri diğerini Ali’yle bırakıp gitmek niyetindedir.Michele güçlü bir insandır.Ali’yle Colette’yi başbaşa bırakıp gider. Ali ile Colette çektikleri acı, ıstırap ve ayrılıktan sonra aşk duvarını aşmak üzeredirler. Paris’in baş döndürücü bir hızla değişen hayatı, bu hayat içinde yabancıların yalnızlıktan uzaklaşma arzusu ile aşka sarılmaları sergilenir.Oyunda memleket sevgisi de önemlidir.Biçim olarak Aşk Duvarı çatışmalarla şekillenen, düğümlerle merak uyandırıcı tarzda gelişen bir dramdır.Oyunda, alışılmış aşk üçgeninden farklı bir yorum esastır. DEKOR Paris’te Odeon meydanına yakın bir otelin, çatı katında bir oda, dekor olarak yer alır.Oda, genel görünüşüyle, Paris’te çoğunlukla sanatçıların, öğrencilerin kaldığı, ucuz otel odalarının havasını taşır.Odanın hemen hemen bütün eşyası, bu türlü odalarda bulunması, yan yana gelmesi yadırganmayan, modası geçmiş, şuradan buradan toplanmış izlenimi uyandıran şeylerdir.Bu dekor ile Zorla İspanyol’daki kahramanın oturduğu ev arasındaki benzerlik dikkati çeker. Oyunun değişmeyen bu dekorunda, sağda giriş kapı yer alır.Şömine, lavabo, çatı terasına açılan pencere, geniş bir divanı andıran yatak, aynalı gardırop, bir gömme dolap, masa ve iki sandalye diğer dekor unsurlarıdır.En ince ayrıntısına kadar çizilen dekor, içinde yaşayan kişinin özelliklerini sezdirici tarzdadır. Ayrıca plâklar, çiçekler, tablolar (röproduction), toka, İstanbul resimleri...vs. de dekor unsuru olarak belirir.Yabancı bir mekânda memleket hasreti daha derinden hissedilir.Bu sebeple Ali, odasını İstanbul’un güzellikleriyle süslenmiştir.Dekorun özelliği Zorla İspanyol’da Görüntü’nün de vurguladığı gibi Parisli kadınların ilgisini çekecek nitelikte olmasıdır. ZAMAN Aşk Duvarı kısa zamanlı bir oyundur. Yaşanılan iki günün önemli anları sergilenir.Oyunun daha ilk konuşmasında zamanla ilgili açıklama yer alır:“Ali: Sen misin canım? Günaydın... Saate bakıyorum, altıya on var!... Cluny’den buraya bilemedin on dakika sürer, on dakika sonra...Dün akşamdan beri görüşmedik, çok özledim seni...Hadi”. Ali, Paris’e geleli beş ay olmuştur.Zaman, çoğu kez dakikasına kadar belirtilir.Bazen günün bölümleri olarak değer kazanır.16 Ağustos 1968’de kaleme alınmış olan oyun, nisan sonlarında bir akşamüstü başlar.İki gün gibi kısa bir vaka zamanını esas alır. Yine akşamüstü son bulur. Ali ile Colette’in ilişkisi bir haftalık bir arkadaşlığa dayanır.Michele ile Ali’nin düşüncesine göre aşkta ilerleyebilmek için zamana ihtiyaç vardır.Oyunda öğrenci olaylarından ve Vietnam için yapılan gösterilerden de sözedilir.Böylece tarihi zaman bakımından da oyuna bir açıklık getirilmek istenir.Oyunun aksiyonu içinde önemli anlar vardır.Ali ile Colette’in buluştuğu, tartıştığı ve ayrıldığı zaman, Michele’nin Ali’yi ziyareti ve onunla birlikteliği ile ilgili saatler ve nihayetinde iki kadının karşılaştığı an bu bakımdan önemlidir.Oyunda yer alan kişiler, kendileriyle ilgili geçmişe ait bilgiler de verirler. KİŞİLER Aşk Duvarı’ndaki kişiler gerçek hayattan çıkarılmış kadar canlı ve farklıdırlar.Farklı milletten insanları aynı noktada birleştiren duygu “aşk”tır.Tipten uzak olan bu insanlar karaktere yakın nitelikleriyle belirirler.Farklı, kendi içinde tutarlı ve kararlı davranışları vardır.Oyunun esas kişisi Ali’dir.İstanbullu olan Ali, otuz yaşlarında bekâr bir adamdır.Paris’in başdöndürücü hızına yetişmeye çalışır.Hem şair hem de hikâyecidir. Memleket özlemi ile doludur.Beş ay önce Paris’e gelmiştir.Aşkla içiçe yaşar, aşksız yaşayamayacağını belirtir.Kıskançlığı, hırçınlığı ve hassaslığı ile dikkati çeker. Üst seviyede bir kültüre sahiptir.Resim, müzik, şiir, kısaca kültür ve sanat açısından seviyeli bir kişidir. Colette, yirmi yaşında duygusal bir kızdır.Fransız olan Colette, aşka bakışı ve aşkı yorumlayışı ile dikkati çeker.Ona göre aşkın da ses gibi bir duvarı vardır. Aşkı yaşayabilmek için aşk duvarını aşmak gerekir.Michele, Colette’i romantik ve toy olarak değerlendirir.Michele, yirmi sekiz yaşında canlı, kararlı, ne istediğini bilen bir kızdır.Nişanlı olmasına rağmen Ali ile aşk yaşamaktan çekinmez.Mantıklı, gerçekçi ve dayanıklıdır.Colette ile karşılaşınca onu daha şanslı görür, Ali ile Colette’i başbaşa bırakır.Amerikalı olan Michele büyük bir memleket özlemi ile doludur.Aşktan çok sevgiden yanadır. Aşkın yeni zamandaki anlamının cinsî arzular olduğunu belirtir. OLAY DİZİSİ Aşk Duvarı, oyununda klâsik bir dizi vardır.Zaten Cumalı’nın tarzı genellikle klâsik dizidir.Oyun Paris’te bir otel odasında başlar.Yazar hem sesin hem de jest, mimik ve davranışın açıklayıcılık, tanıtıcılık ve izleyiciyi oyuna çekiş özelliklerinden yararlanır.Perde açılmadan önce izleyicinin kulağına hitâbeden “Sous les toits de Paris” şarkısı çalmaya başlar.Perde açılır.Sahne boştur.Dekor, izleyiciyi, sezdirici özelliği ile oyuna hazırlar.Telefon çalmaktadır.Bir iki çalıştan sonra kapanır. Şarkı devam eder. Ses unsuru, izleyiciyi oyuna çekebilmek için ustalıkla kullanılır.Kapının üstündeki anahtarın döndüğü duyulur.Ali, kolları yiyecek içecek paketleriyle dolu, ayrıca sol elinde zedelemeden tutmaya çalıştığı bir buket çiçekle kapıyı iterek içeri girer.Masaya doğru ilerler, kollarındaki paketi masanın üstüne bırakır.Çiçek elinde döner, üstünden anahtarını alarak açık kalan kapıyı kapatır. Ali’nin her tavrı serim vasıtasıyla ayrıntıları ile belirtilir. Ali’nin hareketleri çabuk telâşlıdır.Şöminenin üstünde duran bir vazoyu alır, çiçeklerine bakarak, lavabonun perdesini aralar, kısa bir süre perdenin gerisinde kaybolur.Oyunun başında yer alan bu telâşlı hazırlık esnasında telefon yine çalar.Şarkı sona erer.Telefonda serimin açıklayıcı vasıtası olarak değer kazanır.Tabiî bir akış içinde Ali, telefonla konuşurken beklediğinin kim olduğu açıklık kazanır.Bu esnada Ali’nin komşusu Sedat girer odaya, konuşulanları duyar.Telefon sonrası Ali ile Sedat’ın konuşmaları oyunun açık ve anlaşılır kılınmasını sağlar. Konuşmalardan Ali’nin sevdiği kızın Fransız olduğu, aşkını Sedat’a anlatmaktan kaçındığı, bunu uğursuzluk saydığı anlaşılır.Serim yoğunluğunu azaltarak oyun boyunca varlığını sürdürür.Bu bazen bir telefon vasıtasıyla, bazen karşılıklı konuşmalarla bazen de jest ve mimiklerle söz konusu olur.Dekor da serimin en büyük yardımcısıdır.Zorla İspanyol’da, Görüntü’nün, Paris’te çatı katında yaşayan şair ve sanatçılar için şart koştuğu dekor unsurlarından biri olan elektrofon da Aşk Duvarı’nın önemli eşyalarındandır.Çünkü Parisli kadınlar müzik dinlemekten hoşlanırlar. Ali de arkadaşından plâklar alır.Bunlar Yves Montand, Mouloudji, Brassens, Guy Beart, Becaud... gibi sanatçıların plâklarıdır.Oyun boyunca çoğunlukla müzik sesi söz konusu olur. Elektrofonda Yves Montond’ın bir şarkısı vardır: “Il attendait san carosse / Il attendait ses chevaux...” Ali, kızların özelliklerine uygun plâklar çalar. Serimin hazırladığı zeminde duygusal iniş çıkışların yer aldığı çatışmalar yaşanır.Öncelikli memleket ve millet farklılığı hissettirilir.Ali, İstanbulludur, memleketine hayrandır.Colette Fransızdır, İstanbul’u merak eder, resimleri dikkatle izler.Dili, dini ve ırkı ne olursa olsun insanları aynı noktada birleştiren evrensel nitelikler vurgulanır.İnsan her yerde insandır. Kıskançlıklar, hırçınlıklar, ruh değişiklikleri, aşklar, sevdalar... gibi ortak duyuş tarzları vardır. Oyunda, yerli-yabancı oluşun gizli çatışmasından da söz edilebilir.Paris aşk şehridir, yalnız yaşanmaz anlayışı yabancıları, yalnızlıktan ürkütür.Yalnızlık başlıbaşına bir sorun iken Paris’teki yalnızlık, aşk ülkesinde aşksızlık anlamını taşır.Bu sebeple kadın-erkek ilişkileri süratle gelişir.Oyunda dikkati çeken önemli özellik, aşka bakış tarzında duygulardaki iniş çıkışlardır.
Ali ile Colette, önceki ilişkilerini açıklıkla birbirlerine anlatırlar.Medeni insan olmanın vasfı olan bu açık sözlülük insanın doğasındaki eşini paylaşamama ile çatışma hâlindedir.Hem insanların arzuladıkları ile yaşama serbestliği, hem de sevdiği insanı başkalarıyla paylaşamama içgüdüsü bir arada yer alır. Hırçınlıkların, tartışma ve kavgaların asıl sebebi budur.Cinsî münasebeti tabiî bir ihtiyaç olarak gören çağdaş toplumun çağdaş insanları, mantıklarıyla kabul ettikleri bu gerçeği duyguları ile kabullenemezler.Kadının kendisine rastlamadan önce sevdiği erkeği kıskanan adam ile; kendisini karşılaştığı adamın sevdiği ilk kadın olarak düşünen kadın arasında çatışmalar yaşanır. Bu, mantık ile duygunun çatışması demektir. Oyunda aşkın değişik anlamları üzerinde durulurken, Colette aşkı ses duvarına benzetir.Ses duvarını aşabilmek için nasıl belli şartlar gerekiyorsa, aşkın duvarını aşabilmek için de belli bir zaman ve acıyı yaşamak gereklidir, diye düşünür.Michele’in düşüncesi ise daha farklıdır. Sevgiyi, aşktan üstün tutar. Kadınların daha çok ana olmak için evlendiklerini belirtir.Aşk için şunları söyler: “... Aşkın anlamı çok değişti! Çok değişti! Birbiriyle uyuşan, tutumları birbirine ters düşmeyen, beraberlikten hoşlanan iki kişi, karşılıklı cinsel bir istek duydukça aşk vardır aralarında! O da bugün var yarın yoktur!...” Oyundaki çatışmalardan biri de budur: Aşka bakıştaki farklılık. Colette aşka duygusal ve romantik yaklaşır. Michele ise aşkı gerçekçi bir anlayışla değerlendirir. Paris’in de insanda “aşk açlığı uyandırdığını bu sebeple suçun biraz da Paris’te olduğunu vurgular. Dünyanın dört bucağından gelen insanların karşılaştırdığı ve aşk açlığı uyandırdığı için biraz da Paris’i suçlar. Oyunda önceden sezdirilen bir çatışma esastır.Ali, Colette ile birlikte olmaktan hoşlanır.Colette ile beraberken gelen telefon bir başka kadındandır.Bu iki sevgili arasında tartışmaya yol açsa da sonu tatlıya bağlanır.Ancak geçirdikleri gecenin sabahında yaşanılan kayıtsızlık bağların kısa süreli de olsa kopmasına yol açar. Ali çok üzgündür. Sedat’la konuşmaları esnasında, Sedat olacakları önceden hissettirir: “Dediğim gibi zaten! Sık sık bozuşur barışırsınız. Şimdi. İlerde daha seyrek bozuşur, daha güç barışırsınız. Günü gelince de bir bozuşur bir daha barışmazsınız.Yahut da bir selâm kalır aranızda...” Ali ile Colette birlikteyken gelen telefon sonraki gelişmelerin habercisidir.Colette’in ardından Michele gelir, üzgün olan Ali bunu sevinçle karşılar.Yalnızlıktan kurtulmuş olmanın sevincini yaşar. Michele ile ilişkisi de samimidir.
Michele kendine güvenen gerçekçi bir kadındır.Ali’nin bir başkasıyla ilişkisi olduğunu sezinler. Mantıklı davranış ile duygular çatışır, kıskançlıklar yaşanır. Michele ile Ali birlikteyken yine telefon çalar.Ancak Ali telefonu açmaz.Bu da önceden haber verilen çatışmanın bir unsuru olarak değer kazanır. Telefondan sonra Colette de gelir.Colette ile Michele karşılaşır.Her ikisi de şaşkındır.Michele olgun davranır.Ali gelip de her ikisini bir arada görünce nasıl davranacağını bilemez.Ancak Michele, Ali ile Colette’in arasındaki heyecanı hisseder ve onları başbaşa bırakır.Tıpkı Sedat’ın dediği gibi bazı ilişkiler gün gelir biter ve arada sadece belki bir selâm kalır.Michele ile biten beraberlik, Colette ile başlar. Oyun, aşk üzerine kurulmuştur. Ali ile Colette’in aşkı, oyunun ana düğümü olarak değer kazanır.Onların aşk duvarını aşıp aşmayacakları merak unsuru olarak belirir. Ana düğüm etrafında ara düğümler de yer alır. İlk ara düğüm Ali’nin beklediği kişidir.Ali bu kızla ne zaman tanışmıştır? Kız öteki arkadaşı Pierre ile ilişkisini bitirmiş midir? Ali’yi arayan kadın kimdir? Bunlar hep ara düğümler olarak değer kazanır. Ali’nin beklediği kişi Colette’dir.Bir hafta kadar önce bir tiyatroda tanışmışlardır.Colette, Piere ile ilişkisini bitirmiştir.Amacı Ali ile dürüstlüğe dayanan bir aşk yaşamaktır. Birliktelikleri esnasında çalan telefon Ali’nin önceki kız arkadaşı Michele’den gelir.Her düğümün çözümü yeni bir düğüm demektir. Ali, Michele ile münasebetini, Colette’den gizleyecek midir? Merak uyandıran bu soru yeni bir düğümdür.
Ali, Michele’den söz eder, tartışmaya, atışmaya varan konuşmalar olur.Colette gitmeye karar verse de ısrarlara ve Ali’nin samimi davranışlarına dayanamaz. Geceyi birlikte geçirirler.Ali’nin sabahki kayıtsız tavrı, tartışmaların başlangıcı olur ve konuşma tatlıya bağlansa da Colette gitmeye karar verir.Kendisini aramamasını söyler.Ali’ye göre Colette diğer kadınlardan farklıdır.Bu sebeple ondan ayrıldığı için üzgündür.Colette, Ali’ye dönecek midir? Ali ne yapacaktır? Sedat, Ali’ye Amerikalı arkadaşını aramasını söyler. Çünkü çivi çiviyi sökecektir. Ali ise aynı düşüncede değildir. Colette’den gelecek telefonu beklerken Michele gelir. Michele ile yalnızlıktan ve üzüntüden sıyrılır.Colette ile yaşadıklarının benzerini yaşarlar.Tartışırlar, konuşurlar, aşk üzerine yorumlar yaparlar. Michele evdeki değişiklikten, bir başka kadının varlığından şüphelenir.Birlikte oldukları zaman telefon çalar.Açmazlar.Yeni bir düğüm olarak değer kazanan bu sahneden sonra Michele ile Ali, Colette hakkında konuşurlar. Oyunun sonuna doğru her iki kadın da Ali’nin çatı katındaki evinde karşı karşıya gelir.Ali dışardadır.Karşılaşmanın uyandırdığı merak duygusu düğüm olarak belirir.Ali ne yapacaktır? Colette ile Michele’in tavrı ne olacaktır?Oyunun doruk noktası, karar noktası burasıdır.Ali gelip de her ikisini bir arada görünce şaşırır. Ancak Colette’i gördüğü için de memnundur.Ali’nin en fazla etkilendiği bu anda, Michele kararlı, ne istediğini bilen tavrı ile olayı sonuçlandırır. Oyun, Michele’nin yeni sevgilileri baş başa bırakıp gitmesi ile çözümlenir.Ali ile Colette yalnız kalınca, duygularını çözümlerler.Aşk duvarını üzüntü ve sıkıntı ile aşmak üzere olduklarını vurgularlar.Oyun bu sahne ile son bulur:“Ali: (Colette’i kollarına alır.) İkimiz de daha çok değişeceğiz.Beraber oldukça daha çok yaklaşacağız. Colette: Üzgün müsün? Ali: Sen? Colette: Galiba... Ali: Ben de... Bu üzüntüler, bizi daha duygulu kılan, daha güçlü, daha derin sevgilere hazırlayan, ulaştıran... Ağaçlar bile budandıkça boy verir, çaylar ilk otları biçildikçe gürleşir...Hem üzülmedik desek yalan olmaz mı?... Colette: Artık ikimiz de doğru konuşmaya başladık... Ali: Aşk duvarını aştık mı dersin? Colette: Aşmadıksa bile aşıyoruz...” Oyun aşkla son bulur. KONUŞMA ÖRGÜSÜ Oyuna tartışma ve felsefî konuşma üslûbu hâkimdir.Konuşulan konular aşkla kadın-erkek münasebetiyle sanat ve edebiyatla ilgilidir.Yazar, oyuncuların kimlik ve kişiliklerini konuşmalar yoluyla somutlaştırır.Jest ve mimiklerle anlam kazanan davranışlar da önemli ölçüde sezdirici nitelikleriyle serimlenir. Telefonun kullanıldığı sahnede izleyicinin merakta kalmasını önleyecek bilgiler verilir.Konuşma akışına uygun ve inandırıcı bir tarzda geliştirilen oyunda aksiyon tartışmalara kadar uzanan konuşma örgüsü ile sağlanır.Ruh hâllerinin iniş ve çıkışları konuşma yoluyla sergilenir.Önce kırıcı olan sözler daha sonra üzüntü ifade eden cümlelere, hatta sevgi ve aşk sözcüklerine dönüşür.
Aşkın iki tarafta da yarattığı kıskançlığa dayalı hırçınlık, konuşmalar vasıtasıyla serimlenir.Seviye bakımından yüksek seviyeli kültür sahibi insanların konuşmaları esastır.Aşk üzerine felsefî konuşmalar yapılır.Aşkın gün geçtikçe yeni anlamlar kazanması, Paris’in insanı aşka davet eden yapısı...vs. konuşmalarla vurgulanan konulardır. Oyunda aksiyonu sağlayan unsur, önce konuşma, sonra sohbet, daha sonra da tartışma ve atışma şekline dönüşen konuşma örgüsüdür.Müzik unsurlarından, röprodüksiyon resimlere, aşk sözcüklerine şiire uzanan çeşitlilik esastır. Temiz, akıcı, duru ve şiirli bir dil kullanılmıştır.Colette, Verlaine’den bir şiir okur: “Gök öyle mavi öyle durgun Damlar üzerinde Yeşil bir dal sallanadursun Damlar üzerinde” Yazar, şiirin Cahit Sıtkı Tarancı tarafından dilimize kazandırıldığını dipnot olarak da verir.Aşkın esas olduğu bir eserde hüzün ve ayrılıklar, hırçınlık ve dargınlıklara dair sözcüklerin olması tabiîdir.Deyimlerden ikilemelere uzanan ifade unsurları da anlama derinlik kazandırır.
Aşkın felsefesinin de yapıldığı oyunda sözler duyguların aracı olarak kıymet kazanır.Duygu-mantık çatışması tartışmaları beraberinde getirir.Konuşmalar açık, anlaşılır ve etkileyici niteliktedir. Kişilerin seviyesini yansıtıcı tarzdadır. Yazar sözleri, jest ve mimiklerle tamamlar. Böylece sözü “lâf olmaktan” çıkarır.
|