|
Mustafa İsmet
İnönü (24 Eylül 1884-25 Aralık 1973) Asker, devlet ve
siyaset adamı. Türkiye'nin ikinci cumhurbaşkanıdır. Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında
çok önemli bir rol oynamış, Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsız bir devlet olarak
dünya sahnesinde yerini almasını sağlayan Lozan Antlaşması'nı imzalamış, birçok
kez de başbakanlık yapmıştır.
Öğrenim ve
İlk Görevleri Ortaöğretimini
Sivas Askeri Rüşdiyesi'nde (1895) tamamladı. Mühendishane-i Berri-i Hümayun'u
(1903) topçu teğmeni olarak birincilikle bitirdi. 1906'da Erkân-ı Harbiye Mektebi'ni
gene birincilikle bitirerek kurmay yüzbaşı rütbesiyle Edirne'deki 2. Ordu'nun
8. Alay'ında bölük komutanlığına atandı. Bu görevi sırasında, Makedonya'daki
örgütlenmesinden etkilenerek İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye oldu (1907).
Ama uzun süre cemiyet içinde herhangi bir etkinlik göstermedi; askerliği ön
planda tuttu. 1908'de kolağası (önyüzbaşı) oldu ve 31 Mart Olayı (13 Nisan 1909)
olarak bilinen ayaklanmayı Selanik'ten gelerek bastıran Hareket Ordusu'nda görev
aldı.
1910'da Yemen
Ayaklanması'nı bastırmakla görevlendirilen Ahmed İzzet Paşa'nın karargâhında
görevlendirildi. Buradaki hizmetleri nedeniyle kendisine dördüncü dereceden
Mecidiye Nişanı ve bir yıl kıdem verildi. 26 Nisan 1912'de binbaşılığa yükseltildi
ve Yemen Mürettep Kuvvetleri kurmay başkanı oldu. Balkan Savaşı çıkınca (1912)
İstanbul'a döndü (1913), Çatalca'daki sağ cenah komutanlığı emrine verildi.
1914'te harbiye nazırlığı ve erkân-ı harbiye-i umumiye reisliğine (genelkurmay
başkanlığı) atanan Enver Paşa'nın başlattığı ordunun yenileştirilmesi hareketinde
etkin rol oynadı. 29 Kasım 1914'te kaymakam (yarbay), 14 Aralık 1915'te miralay
(albay) oldu ve Çanakkale'deki 2. Ordu'nun kurmay başkanlığına atandı. I. Dünya
Savaşı'nda Doğu Cephesi'nde görevlendirildi. Bu sırada Mustafa Kemal Paşa da
(Atatürk) bu ordunun 16. Kolordu komutanlığına atandı. İsmet Bey, 1916'nın yaz
aylarında bir süre çarpışmaları yönetti. Ocak 1917'de 2. Ordu komutan vekili
Mustafa Kemal Paşa'nın önerisiyle 4. Kolordu komutanlığına atandı; stratejik
birliklere komutanlık dönemi de bu göreviyle başladı. Mayıs 1917'de Suriye Cephesi'nde
20. Kolordu komutanlığına, 19 Haziran'da da 3. Kolordu komutanlığına atandı.
Bir süre sonra İstanbul'a geri çağrıldı ve Halep'te 7. Ordu'nun oluşturulmasında
görev aldı. Daha sonra bu orduda kolordu komutanlığına getirildi ve 7. Ordu'nun
komutanlığını üstlenen Mustafa Kemal Paşa ile gene yakın ilişki içinde oldu. Mütareke ve
Milli Mücadele Dönemleri Mondros Mütarekesi'nin
(30 Ekim 1918) imzalanmasından az önce rahatsızlanarak İstanbul'a dönen İsmet
Bey, 24 Ekim 1918'de Harbiye Nezareti'nde müsteşarlığa atandı. 29 Aralık'ta
Paris Barış Konferansı'na (1919) hazırlık için kurulan komisyonda askeri müşavir
oldu; 4 Ağustos 1919'da yalnızca sekiz gün için Askeri Şûra Muamelat-ı Umumiye
müdürlüğüne, bir ara da jandarma ve polis örgütünün iyileştirilmesi için kurulan
komisyona üye olarak atandı. Bütün bunlar genellikle birkaç günlük görevlerdi. İsmet Bey, ilk
kez 8 Ocak 1920'de, yalnızca bazı danışmalarda bulunmak için Ankara'ya gitti
ve kısa bir süre Mustafa Kemal'le çalıştı. Yeni kurulan Ali Rıza Paşa hükümetinde
harbiye nazırı olan Fevzi Paşa'nın (Çakmak) çağrısı üzerine şubat sonlarında
İstanbul'a gitti. 9 Nisan 1920'de Mustafa Kemal'in çağrısı üzerine Ankara'ya
döndü ve İstanbul'la bütün resmî bağlarını kopardı. 23 Nisan 1920'de
açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) Edirne milletvekili olarak katılan
İsmet Bey, 3 Mayıs'ta İcra Vekilleri Heyeti'nde erkân-ı harbiye-i umumiye vekili
(o dönemde genelkurmay başkanı) oldu. Bu görevi üstlendiğinde albaydı ve kendisinden
hem rütbe, hem kıdemce çok ileride komutanlar (örn. Kâzım Karabekir ve Ali Fuat
(Cebesoy) paşalar) vardı. İsmet Bey, 6 Haziran'da İstanbul'da divanı-harp tarafından
gıyabında ölüm cezasına çarptırıldı. 10 Kasım 1920'de
milletvekilliği ve vekillik görevi saklı kalmak üzere Garp Cephesi Kuzey Kesimi
Komutanlığı'na atandı; 4 Mayıs 1921'de de Garp Cephesi komutanı oldu. Çerkes
Ethem ayaklanmasının ve iç isyanların bastırılmasında etkin rol oynadı. Ocak
ve Nisan 1921'de I. ve II. İnönü savaşlarında Yunan ilerlemesini durdurdu. 1921-22
yıllarında Sakarya Savaşı, Büyük Taarruz ve Başkumandanlık Meydan Savaşı'nda
etkin rol oynadı. Siyasal Yaşamı
Milli Mücadele'nin
sonunu belirleyen Mudanya Mütarekesi görüşmelerinde (3-11 Ekim 1922) Türk tarafını
temsil eden İsmet Paşa, 26 Ekim 1922'de hariciye vekili oldu. Lozan görüşmelerinde
murahhas heyetin başkanlığını yaptı; yeni devletin bağımsızlığını ve egemenliğini
onaylayan, Sevres Antlaşması ve Mondros Mütarekesini geçersiz kılan Lozan Antlaşması'nı
imzaladı. İkinci dönem (1923-27)
TBMM'de Malatya milletvekili olarak bulunan İsmet Paşa, Fethi Bey'in (Okyar)
kurduğu İcra Vekilleri Heyeti'ne gene hariciye vekili olarak girdi. 23 Ağustos'ta
Lozan Antlaşması'nın TBMM'de kabulü, siyasal-diplomatik başarılarının en önemlisi
oldu. 29 Ekim 1923'te
Cumhuriyet'in ilanı ile sonuçlanan süreçte, Mustafa Kemal'le yakın siyasal işbirliği
içindeydi. İlk Cumhuriyet hükümetini kurdu (30 Ekim); aynı zamanda Halk Fırkası
(sonradan Cumhuriyet Halk Partisi-CHP) genel başkan vekilliğini üstlendi. Böylece
hükümet ve parti üzerinde otorite kurma olanağı elde etti. Muhalefet partisi
olarak kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (TPCF) karşısında istediği yetkileri
elde edemediği için 8 Kasım 1924'te başvekillikten istifa etti; 21 Kasım 1924'te
yeni hükümeti Fethi Bey kurdu. Doğudaki Şey Said Ayaklanması üzerine 3 Mart
1925'te İsmet Paşa yeniden hükümeti kurmakla görevlendirildi. Ayaklanmanın bastırılmasında
hükümet başkanı olarak önemli rol oynadı. Bu tarihten sonra, yeni devletin ve
tek parti yönetiminin oluşumunda Mustafa Kemal ile birlikte en önemli siyasal
kişilik olarak belirdi. 1934'te Soyadı
Kanunu çıktığında Atatürk'ün verdiği İnönü soyadını alan İsmet Paşa, 1924'ten
1937'ye değin başvekillik görevini aralıksız sürdürdü. Bu dönemde ülkedeki bütün
önemli siyasal gelişmelere damgasını vurdu. Siyasal muhalefetin etkisizleştirilmesinde,
Kemalist reformların ilanında ve uygulanmasında, iktisat politikasında devletçilik
ilkesinin kabulünde ve uygulanmasında çok önemli rolü oldu. İnönü Eylül 1937'de
Atatürk'le aralarındaki bazı görüş ayrılıkları yüzünden ve onun isteğiyle başvekillikten
ayrıldı. CHP'nin genel başkan vekilliğinden de alındı. Görüş ayrılıkları büyük
ölçüde İnönü'nün devletçilik uygulamalarından doğmuştu. Atatürk devletçilik
uygulamalarının İnönü'nün düşündüğü biçimde genişletilmesinden yana değildi
ve aynı görüşü paylaşan iktisat vekili Celal Bayar'ı İnönü'ye karşı siyasal
bir seçenek olarak görüyordu. İnönü ikinci kez başvekillikten ayrılınca yerine
Celal Bayar atandı. İnönü bu dönemde yalnızca TBMM'de Malatya milletvekili olarak
görev yaptı. Cumhurbaşkanlığı
ve Çok Partili Dönem İsmet İnönü Atatürk'ün
ölümü üzerine 11 Kasım 1938'de cumhurbaşkanlığına seçildi. Etkin siyasal yaşamdan
çekildikten bir yıl sonra cumhurbaşkanı seçilebilmesi, büyük ölçüde Cumhuriyet'le
özdeşleşmiş olmasıyla ilgiliydi. Cumhurbaşkanlığının yanı sıra CHP genel başkanlığına
da getirildiğinden yönetim üzerinde geniş otorite sahibi oldu. CHP'nin 26 Aralık
1938'de toplanan I. Olağanüstü Kurultay'ında partinin "değişmez genel başkan"ı
seçildi. Ayrıca kendisine "Milli Şef" sıfatı verildi. Cumhurbaşkanı seçilmesinden
hemen sonra başlayan II. Dünya Savaşı (1939-45) döneminde İnönü ülkeyi savaştan
uzak tutmaya çalıştı. Savaş yıllarındaki ekonomik ve toplumsal sıkıntılar ise,
dönemin unutulmayan mirası olarak kaldı. Gene bu dönemde İnönü'nün öncülüğündeki
Köy Enstitüleri kuruldu ve geliştirildi. II. Dünya Savaşı'nın
hemen ardından, gerek uluslararası siyasetteki gelişmeler, gerekse ülke içindeki
yeni oluşumlar rejimin genel niteliğinde önemli değişiklikleri gündeme getirdi.
İnönü, çok partili yaşama geçişte ülkedeki siyasal liberalleşme hareketinde
etkin rol oynadı; hem CHP içinde yeni politikaya karşı çıkan muhalefet grubunun
güçlenmesini önlemeye çalıştı, hem de yeni ve güçlü bir muhalefet partisinin
kurulmasını destekledi. 14 Mayıs 1950 genel
seçimlerinden sonra CHP iktidarı Demokrat Parti'ye (DP) bırakırken, İsmet İnönü
de cumhurbaşkanlığından ayrıldı ve ana muhalefet partisi genel başkanı olarak
siyasal rolünü sürdürdü. On yıllık muhalefet döneminde partisinin başında kaldı
ve iktidarın zamanla sertleşen siyasal baskılarına karşın, CHP'nin yeniden güçlenmesine
katkıda bulundu. DP, 27 Mayıs 1960
hareketiyle iktidardan uzaklaştırıldı. Yeni anayasa kabul edilip, 15 Ekim 1961
genel seçimlerinden CHP birinci parti olarak çıkınca, İnönü yeniden hükümeti
kurmakla görevlendirildi. Bu dönemde CHP-AP, CHP-YTP-CKMP ve CHP-Bağımsızlar
koalisyon hükümetlerine başkanlık etti. Yeni kurulan siyasal sistemin sağlıklı
biçimde işlemesi için çaba gösterdi. 27 Mayıs hareketinin doğurduğu sorunlarla
da uğraşarak 22 Şubat ve 21 Mayıs 1963'te iki darbe girişimini önledi. 1964
Kıbrıs olayları sırasında ABD'nin Türkiye'nin adaya müdahalesini önlemesi üzerine
dış politikada çok yönlü arayışlara girdi. Planlı ekonomi, sendikalar, grev
ve toplu sözleşme yasalarının çıkarılması, Ortak Pazar üyeliği, SSCB ile iyi
ilişkiler kurulması da bu döneme rastlar. İnönü hükümeti 6 Şubat 1965'te yerini
Suat Hayri Ürgüplü hükümetine bıraktı. 10 Ekim 1965 seçimlerinde partisinin
seçimi kaybetmesi üzerine, parti içi görüş ayrılıkları derinleşti. İnönü'nün
desteklediği "ortanın solu" politikası parti tarafından benimsendi. Silahlı Kuvvetler'in
12 Mart 1971'deki müdahalesinden sonra, CHP'nin tutumu konusunda parti içinde
önemli görüş ayrılıkları belirdi ve İnönü parti genel sekreteri Bülent Ecevit'le
anlaşmazlığa düştü. Ecevit'e göre, müdahalenin amacı, CHP içinde egemen olan
"ortanın solu" politikasına son vermek ve partinin iktidar olmasını önlemekti.
İnönü ise, müdahaleye açıkça karşı çıkılmasını onaylamıyordu. Yeni kurulacak
hükümete partinin üye verip vermeyeceği konusunda beliren anlaşmazlık sonucunda
Ecevit istifa etti. Ecevit'le yoğun bir mücadeleye giren İnönü, Mayıs 1972'de
toplanan V. Olağanüstü Kurultay'da, politikasının partisince onaylanması durumunda
istifa edeceğini açıkladı. Kurultayda parti meclisi Ecevit'in yanında yer alınca
da 8 Mayıs 1972'de CHP genel başkanlığından ayrıldı. Türk siyasal yaşamında
parti içi mücadele sonucunda değişen ilk genel başkan olan İnönü 4 Kasım 1972'de
CHP üyeliğinden, 14 Kasım 1972'de de milletvekilliğinden istifa etti. Başvurusu
üzerine tabii senatör olarak Cumhuriyet Senatosu'nda görev aldı. 25 Aralık 1973'te
ölen İnönü 27 Aralık'ta devlet töreni ile Anıtkabir'de toprağa verildi. Anılarının
bir bölümünü Hatıralarım, Genç Subaylık Yılları, 1884-1918 (1968) adı altında
toplamış, ayrıca çeşitli tarihlerdeki söylev ve demeçlerini içeren İsmet Paşa'nın
Siyasi ve İçtimai Nutukları, 1920-1933 (1933), İnönü Diyor ki (1944), İnönü'nün
Söylev ve Demeçleri I, 1920-1946 (1946) gibi kitapları yayımlanmıştır.
|